PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : An Gelir


nazmi
29-01-08, 12:29 AM
An gelir
paldır küldür yıkılır bulutlar
gökyüzünde anlaşılmaz bir heybet
o eski heyecan ölür
an gelir biter muhabbet
çalgılar susar heves kalmaz
şatârâbân ölür.

Şarabın gazabından kork
çünkü fena kırmızıdır
kan tutar / tutan ölür
sokaklar kuşatılmış
karakollar taranır
yağmurda bir militan ölü.

An gelir
ömrünün hırsızıdır
her ölen pişman ölür
hep yanlış anlaşılmıştır
hayalleri yasaklanmış

an gelir şimşek yalar
masmavi dehşetiyle siyaset meydanını
direkler çatırdar yalnızlıktan
sehpada pir sultan ölür.

Son umut kırılmıştır
Kaf dağı'nın ardındaki
ne selam artık ne sabah
kimseler bilmez nerdeler
namlı masal sevdalıları
evvel zaman içinde
kalbur saman ölür
kubbelerde uğuldar bâkî
çeşmelerden akar Sinan

an gelir
-lâ ilâhe illallah-
kanunî Süleyman ölür.
Görünmez bir mezarlıktır zaman
şairler dolaşır saf saf
tenhalarında şiir söyleyerek
kim duysa / korkudan ölür
-tahrip gücü yüksek-
saatli bir bombadır patlar

an gelir
Attilâ ilhan ölür.


Atilla İLHAN

mistral
29-01-08, 07:04 PM
Attila İlhan'ın en unutulmaz en güzel şiirlerinden biri. teşekkürler

mrst
30-01-08, 06:46 PM
Teşekkürler...

zeyfehüseyin
06-02-08, 11:11 AM
An gelir
..........
gökyüzünde anlaşılmaz bir heybet
o eski heyecan ölür
.........

An gelir
ömrünün hırsızıdır
her ölen pişman ölür
.........

Son umut kırılmıştır
........

an gelir
Attilâ ilhan ölür.


Atilla İLHAN
Eline sağlık. Çok güzel ve anlamlı şiir için teşekkürler.
" Öğrendim ki; bütün sevdiklerinle iyi ayrılman gerek.Hangisi son görüşme olacak bilemiyorsun."

duanur
16-06-09, 12:55 AM
AYRILIK SEVDAYA DAHİL

Açılmış sarmaşık gülleri kokularıyla baygın
En görkemli saatinde yıldız alacasının
Gizli bir yılan gibi yuvarlanmış içimde kader
Uzak bir telefonda ağlayan yağmurlu genç kadın
Rüzgar uzak karanlıklara sürmüş yıldızları
Mor kıvılcımlar geçiyor dağınık yalnızlığımdanOnu çok arıyorum onu çok arıyorum
Heryerimde vücudumun ağır yanık sızılarıBir yerlere yıldırım düşüyorum
Ayrılığımızı hissettiğim an demirler eriyor hırsımdan
Ay ışığına batmış karabiber ağaçları gümüş tozu
Gecenin ırmağında yüzüyor zambaklar yaseminler unutulmuşTedirgin gülümser
Çünkü ayrılık da sevdaya dahil çünkü ayrılanlar hala sevgili
Hiç bir anı tek başına yaşayamazlar
Her an ötekisiyle birlikte herşey onunla ilgili
Telaşlı karanlıkta yumuşak yarasalarGittikçe genişliyen yakılmış ot kokusu
Yıldızlar inanılmıyacak bir irilikteYansımalar tutmuş bütün sahili
Çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı varÖyle vahşi bir tad ki dayanılır gibi değil
Çünkü ayrılıklar da sevdaya dahilÇünkü ayrılanlar hâlâ sevgili
Yanlızlık hızla alçalan bulutlar karanlık bir ağırlık
Hava ağır toprak ağır yaprak ağırSu tozları yagıyor üstümüze
Özgürlüğümüz yoksa yalnızlığımız mıdır
Eflatuna çalar puslu lacivert bir sis kuşattı ormanıKaranlık çöktü denize
Yalnızlık çakmak taşı gibi sert elmas gibi keskin
Ne yanına dönsen bir yerin kesilir fena kan kaybedersin
Kapını bir çalan olmadı mı hele elini bir tutan
Bilekleri bembeyaz kuğu boynu parmakları uzun ve ince
Sımsıcak bakışları suç ortağı kaçamak gülüşleri gizlice
Yalnızların en büyük sorunu tek başına özgürlük ne işe yarayacak
Bir türlü çözemedikleri bu ölü bir gezegenin soğuk tenhalığına
Benzemesin diye özgürlük mutlaka paylaşılacak suç ortağı birsevgiliyle
Sanmıştık ki ikimiz yeryüzünde ancak birbirimiz için varız
İkimiz sanmıştık ki tek kişilik bir yalnızlığa bile rahatça sığarız
Hiç yanılmamışız her an düşüp düşüp kristal bir bardak gibi
Tuz parça kırılsak da hâlâ içimizde o yanardağ ağzı
Hâlâ kıpkızıl gülümseyen sanki ateşten bir tebessümZehir zemberek AŞKIMIZ

BENCE MALUMDUR

Dikenin kalbime battigi bir sonbahar gunudur
sen elini bulutlarin icinde gezdirirsin
bulutlar senin gozlerinin ustunde yururler
icini kurtlar kemirir bence malumdur
bugulanmis camlarin arkasinda masmavi yuzun
senin atesler icinde oldugun bence malumdur
ellerin muhakkak cocuk elleridir
hep kimsenin bilmedigi turkuler dusunursun
onlar neden daima okul turkuleridir
suleymanciktan bahseder kara toprakta acik
yesil bir yildiz gibi akip giden suleymanciktan
ve karinca yuvalarindan bahseder
isiksiz komursuz karinca yuvalarindan
gokyuzunde kizil bir hilalin kaydigini gorursun
sen ansizin gokyuzunde gorunursun gozlerinin rengi
bence malumdur
elinde degildir aksam serinliginde usursun
eylul'den itibaren geceler hazindir uzundur
sokaklar yorulur uykuya varip gelirler
sokaklarin ustune bulutlar gelirler
bulutlarin ustune yildizlarin gozleri gelir
bir yildiz bir yildizin ardinca gider
yildizlarin kaybolduklari yer
bence malumdur
karanlikta bir seyler kopar dagilir
uzaktan yabanci sesler duyulur
sen elini bulutlarin icinde gezdirirsin
elin hayallerimi dagitir
bilirsin sen elini bulutlarin icinde gezdirirsin

Atilla İLHAN

Bedran Cebiroğlu
16-06-09, 01:27 AM
Çok sevdiğim "An Gelir" şiirini tekrar okumamıza neden olan Duanur Arkadaş ve bu şiiri bizimle paylaşan Nazmi arkadaşa teşekkür ederken, Attilâ İlhan'ı "Yalnızlığı Denemek"
şiirinden bir beşlikle anmak istiyorum:

yalnızlığı denemek

gecenin ortasında ne işin var
yıldızlara dokunma yanarsın
bak birazdan ay da batacak
karanlık bulaşmasın ellerine
tersin döner yolunu bulamasın

Attilâ İlhan