PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Can Dostum'a yanıt


nazmi
20-01-08, 03:05 PM
Sevgili Dostum ,

Bugün fırsatım oldu ve yazmaya çalışıyorum.Fırsatım oldu diyorum sakın alınma sanki değersiz bir iş yapılıyor da zaman aşımına bırakılmış.Böyle algılamanı istemiyorum.Daha önce bu konuda eleştiri getirmiştin bana hemde çok acımasız bir eleştiri.Ben dostlarıma karşı vefasız değilim.

Ama dostlarımdan şunu da isterim beni anlasınlar beni anlayarak düşünce yürütsünler.Durup düşününce buluyorum, ben sadece ben olmak istiyorum. Bu kılıklar, sahte bakışlar, yalancı gülümsemeler, yamalı arkadaşlıklar, içtenlikten uzak canım cicimler bana göre değil. Doğru söylersen kovulursun, doğruyu gizlersen suçsuzsun. Doğruyu gizlemek yalana iştiraktir bence, başkaları için gayet de doğru. Durup düşününce anlıyorum, değişimler beni farklı kıldı. Sokaktaki binlerce insandan birine benzemiyor bir tek düşüncem. Çoğunun enayi tabir ettiği biriyim ben. Oysa ben bana göre sadece kimliği çok net ve yaşama sevdalı sevgi dolu bir yürek taşıyan bir insanım.

Bu ortamda yaşamak sonsuz bir kaybediştir. Yavaş yavaş, acıta acıta yitirmektir her şeyini. Yeniden doğmaktır umudun umutsuzluğuna, bütün ateşin sönünceye kadar, kayalaşıp çatlayıncaya kadar içindeki güneşten kopmuş kor parçası ve ilk hayat belirtileri yeni bir biçimi haber verinceye kadar üzerindeki çağda. Mum erimiş, fitil sonuna gelmiştir artık. Sadece mavi bir alevdir damarlarına can veren. Rüzgarla ince ince titremektedir o alev. Ve sen büyülenmiş gözlerini hala ayıramıyorsundur o küçük alev parçasından. Alevin mumu eritirken seni tükettiğini göremiyorsundur. Yaşamak körleşmektir; her geçen gün alışmaktır yeni yaralara. Yaşamak alışkanlıkların bile yaralamasıdır seni, perde aralandığında.

Yaşamak çok eski bir şeydir; yıkık kale duvarlarından bir taş taşımak içinde, geçmişe ve geleceğe sürekli borçlu olmaktır. Ve acıyı ve hüznü ve kaybedişi olduğu kadar umutsuzluğu da çenterek o tek taşı biçimlendirmektir, çatlak ellerinle

Dipsiz, kör bir kuyuda sürekli düşmektir yaşamak. Savrulmaktır belki rüzgarda, fırtınaya meydan okumaktır. Meydan okurcasına bakmaktır sakınılmış gözlere, kazanmak tutkusuyla çünkü en eski tutkusudur yaşamak ölümün.Yaşamak, kişiliğin tekelinde zaman kadar göreceli ve değişkendir; zamanın ve yalnızlığın kardeşidir yaşamak. Yalnızlık, hüzün, ölüm ve sevgi çevresinde örülmüş bir duvardır. Ölümdür tek çiçeği dibindeki. Yaşamak güzeldir, ölmek güzel olsun diye

Farklı olmak dışlanmaktır toplumdan. Oysa eğsem başımı, gömsem kuma sadece bir kukla olsam ellerinde ne kadar da sevecekler beni.Durup düşününce buluyorum ne aradığımı, ben sadece ben olarak yaşamak istiyorum, sevdiklerimle ve dostlarımla beraber.Onurlu ve inançlı varsın ne isterlerse söylesinler. Saat bir hayli ilerledi ve günün yorgunluğu,yarına tekrar başlama stresi nokta koyduruyor bana istemesem de.Dostluğumuzun olanca sıcaklığıyla selamlıyorum.

Sokrates in bir cümlesiyle sonluyorum.

"Güçlük, dostlarım, ölümden kaçınmak değil, ama haksızlıktan kaçınmaktır; çünkü o ölümden daha hızlı koşar. Sizin istediğiniz gibi konuşup yaşamaktansa, kendim gibi konuşup ölmeyi yeğlerim."

selim
21-01-08, 08:39 PM
Çok güzel bir yazı eline sağlık.