ismail cebiroglu
04-03-09, 10:58 PM
BİZ, KENAN EVREN'İ YARGILAYAMADIK YUNAN DARBECİLER 33 YILDIR HAPİSTE
Biz 60'tan itibaren darbecileri yargılasaydık 80 olmazdı. En yakın örnek Yunanistan. Darbeden sonra darbeciler çok kısa bir süre sonra kendilerini cezaevinde buldu. Şu anda sanırım 33 yıl oldu hâlâ cezaevindeler
SINAN K. BILGENOGLU
2000'den beri başınıza gelenleri kitaplaştırmasınız. Kitap ne zaman okuyucuyla buluşacak?
Kitabın birinci cildi, Çiviyazıları'ndan 'Günaydın Savcı Bey" ismiyle bir ay içerisinde çıkacak. 'Koruyorlar Netekim' ve 'Savcısını Yiyen Yargı' serinin diğer iki kitabı olacak. İkinci kitap yazıldı, üçüncüsü de yazım aşamasında.
» Kitaplarda neler anlatılıyor?
Birinci cildinde iddianame tanzimine kadar olan olayları ele aldım. Nasıl karar verdiğimi, nasıl hazırladığımı kısmen 12 Eylül'ü anlatarak başladım. Okuyucuyu sıkmasın diye elimden geldiğince hukuki terimlere boğmadan, sadece okur-yazar olan insanların bile anlayabileceği bir dilde hazırladım. İkinci ciltte ise iddianame tanziminden altı ay sonrasına kadar olan bölümü anlattım. Çünkü o altı aylık süre benim açımdan bir geçiş süreci oldu. Son cilt, hakkımda açılan davaların mahkûmiyetle neticelenmesi, meslekten ihraç edilmem, netice itibariyle devletin savcısını yemesini anlattım. Üçüncü kitabın başlığı Adnan Ekinci'ye aittir. Kitap başlıklarını mümkün olduğunca basının benim hakkımdaki olaylara uygun gördüğü başlıkları kullandım. Bir yerde basının bana verdiği desteğe teşekkür etmek istedim.
Kitapları yazmaya neden ihtiyaç duydunuz?
Yaşadığım olayların bilinmesinde fayda olduğunu düşündüm. Ancak kitabı yazarken kendi duygularımdan ziyade olayları ön plana çıkardım. Ümitsizliklerimi, hayal kırıklıklarımı veya kızgınlıklarımı kitaba yansıtmadım. İnsan olarak bütün bu duyguları hissedersiniz ama bunlar romanlarda söz konusu olmalıdır. Böylesine önemli bir davada ise sadece olayları vermeye çalıştım. Ayrıca çeşitli kesimlerden anılarımı yazmam yönünde talepler geliyordu. Bir yerde onların isteğini de karşılamış oldum.
» Mesela, bir yazarın romanındaki bir karakter komünist propaganda yapıyor. Kitabın yazarı komünist propaganda yapmaktan hapse giriyor. O zaman polisiye romanları yazanlar da kitaptaki karakter cinayet işlediği için, cinayetten hapse mi girmeli?
İşte Elif Şafak'ın başına gelen bu. Halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmekten yargılandı. Neyse ki beraat etti, ama arkasında bir kamuoyu olmasaydı, Elif Şafak, Elif Şafak olmasaydı belki de ceza alırdı. Burada çifte standart var. Düne kadar solcuya düşman gözüyle bakarlardı. Şimdilerde İslamcılara düşman gözüyle bakıyorlar. Bizde hukuk tahterevalli. Bir dönem sol mahkûmiyet alıyor, bir dönem sağ. Eğer bir şey suçsa her dönemde suçtur. Türkiye'de hukuk mantığı ile bağdaşmayan çok şey var. Birisinin işine geldiği gibi çalışıyor.
Kenan Evren'in sözlerinden dolayı soruşturma açan savcılar var. Onlara da soruşturma açılır mı?
Sanmıyorum. Çünkü başsavcının talimatı var. Başsavcı bir yerde bakanlığı temsil ediyor.
Peki Şemdinli iddianamesini hazırlayan savcının başına gelenleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
Şemdinli olayları iddianamedeki malum kişi yüzünden gölgede kaldı. Savcı da hak etmediği bir şekilde cezalandırtıldı. Cezalandırıldı demiyorum, cezalan-dırtıldı. Aradaki farkı anlıyorsunuzdur herhalde. Aslında iddianame tam yüz sayfalık titiz bir çalışma. Benim iddianamem sadece beş sayfaydı. Bu açıdan baktığınızda uzun ve titiz bir çalışma. Savcının tek hatası, tefrik kararında yazması gerekeni iddianamede yazmasıdır. Bunu yapmasaydı nasıl ceza vereceklerdi doğrusu ben de merak ediyorum. Mutlaka bir bahane bulunurdu da, o bahane ne olurdu onu merak ediyorum.
Evren'in dokunulmazlığının sınırları nedir?
Kenan Evren her şekilde yargılanabilir. Hiç bir şekilde dokunulmazlığı yok. Sade vatandaştır, ama bazı suçlar bazı insanların konumları itibariyle daha hoşgörülü karşılanabilir. Savcılık safhasında değil, mahkeme safhasında. Suçlu bulunsa bile suçu ertelenebilir.
Peki Evren'in yaptığı darbeden dolayı yargılan-mamasının, darbecileri veya bu fikri aklından geçirenleri cesaretlendirici edcisi olabilir mi? Son çıkan darbe girişimi haberleri ile ilgili yorumlarınız.
Biz 60'tan itibaren darbecileri yargılasaydık 80 olmazdı. Çünkü zaten 6o'ı yargılamışsınız ne 71, ne 80 olabilir, göze alamazlardı. En yakın örnek Yunanistan. Darbeden sonra darbeciler çok kısa bir süre sonra kendilerini cezaevinde buldular. Şu anda sanırım 33 yıl oldu hâlâ cezaevindeler.
Son darbe söylentisi, darbecilerden hesap sorulmadığı müddetçe darbe heveslilerinin her zaman olacağının en açık göstergesidir. Sonradan bu günlüğü yalanlama çabaları sadece gerçeği gizlemeye yöneliktir. Ben şahsen bugünlüğün gerçek olduğu kanaatindeyim, zira günlük 1957 yılından başlayıp devam ediyor. Sahte bir günlükte bu kadar teferruat ve 50 yıllık bir mazi yer almaz. Belki üç beş yıllık bir dilimi kapsar. Adam kalkacak sahte günlük hazırlıyorum diye günlük sahibinden başka kimsenin bilmediği zaman dilimlerini ve kişileri yaza-cak,bana biraz hayali geliyor. Bunun yerine günlüğü doğru kabul etmek daha gerçekçi.
» 2000 yılına dönersek başınıza gelenlerden çıkarttığınız sonuç nedir? Bir savcı arkadaşınız bize gelse ve Kenan Evren'e hakkında iddianame düzenlemek istediğini söylese ona ne tavsiyelerde bulunursunuz?
Aynı koşullarda olsak, bana gelse her şeyden önce yapması gerektiğini, ama yaparsa başına istenmedik şeylerin gelebileceğini anlatırım. Bu hukuk dışıdır. Orada savcı hata yapmıştır. Usul hataları yapmıştır falan bunlar ayrı mesele. Öbür taraftan yine savcıya yapılan hukuk dışı bir muamele vardır; çok ağır biçimde cezalandırılmıştır. Bütün bunları hatırlatırdım.
Bir hukuksuzlukla karşı karşıya olduğunuzu söylüyorsunuz. Peki mesleğe geri dönebilmek için hukuki bir yol aradınız mı?
Türkiye'de bu mümkün değil. Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu'nun (HSKY) kararlarına karşı hiç bir yargı mercisine gidemiyorsunuz. AİHM'e gittim, 'Bu tür davaları görmüyoruz' diye şimdilik reddetti. Şimdilik diyorum, çünkü başka bir başvurumu kabul etti. AÎHM ilk defa HSYK'ye karşı bir davayı kabul etti. Bu büyük bir adım. eğer beni haklı bulursa çok güzel olacak. En azından hakimler ve savcılar için kısmen bir çıkar yol olacak.
Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde yüksek lisansa başlamışsınız. Tez konunuzu seçtiniz mi?
Tezimi bu ay seçeceğim. Büyük bir ihtimalle ya 1982 Anayasası'nın geçici 15. maddesi ya da hâkim ve savcıların ifade hürriyeti konusunda yapacağım. İkisi de beni ve meslektaşlarımı yakından ilgilendiren konular. Zannedersem ikinci konu daha ağır basıyor.
» Geçiminizi sağlayabiliyor musunuz?
Parasızlık herkesin derdi. Çok şükür geçiniyorum. Neyse ki o zamanlar emeklilik hakkımı elde etmiştim. Benden çok daha kötü durumda olanlar var. Başka bir savcı vardı ihraç edilmiş. Çocuk 850 liraya iş bulmuş, çoluk çocuk falan geçinemiyorlar. Bu çocuk savcı olarak doktorasını yapmış. Toplasan Türkiye'de 10 kişiyi geçmez. Meslekten ihraç edilme sebebi de eşinin türbanlı olması. Farz edelim ki kendisi irticai düşünceler taşısın kafasında veya komünist faaliyetler taşısın. E sen şimdi kafasındaki düşüncelerden ötürü adamı asacak mısın? Eğer mesleğine yansıtmıyorsa sanane solcu, sağcı. Bu adam insan değil mi. İllaki bir düşüncesi olacak. Bunu anlamak mümkün değil. Türkiye bir acayip memleket.
Türkiye'de fikirler yasak darbeler serbest
Kenan Evren'in yargılanmasının önündeki engel, Türkiye demokrasisinin gerçek yüzüdür diyebilir miyiz?
Yargılanmaması demokrasiyle ilgili olan bir şey değil. Aslında bu son beyanından dolayı yargılanmaması lazım, çünkü orada bir fikir beyanı var. Fikir beyanında bulunan kişinin onu fiilen gerçekleştirecek bir durumu yok ise ne olabilir ki.
DEMOKRASİ TAHAMMÜL REJİMİDİR
Türkiye de yanlış olan bu; fikirler yasak, darbeler serbest. Demokrasi her şeyden önce tahammül rejimidir, hoşgörü değil, tahammül. Adam öldürmek TCK'da suç. Mesela ben desem ki "Adam öldürmek suç olmamalı". Ben şimdi bunu söyleyerek adam öldürmüş mü oluyorum.
SİYASETTE BOŞLUK YARATILDI
12 Eylül Türkiye demokrasisine de ekonomisine de çok büyük zararlar vermiştir. Öncelikle siyasette derin bir boşluk yaratmıştır. Deneyimli ve nitelikli politikacılar devre dışı bırakılınca meydan acemilere veya kalitesi denenmemişlere kaldı. Bu da tabii siyasette bocalama ve hatalar yarattı.
YAPANIN YANINA KÂR KALIYOR
Darbe ile indirilir ve hapsedilirim korkusu ile pek çok kaliteli insan siyasetten uzak durdu. Bundan da önemlisi, darbeden sonra pek çok insan hakkı ihlalleri yaşandı ve bunların hesabı sorulamadı. Yani yapanın yanına kâr kaldı. Halbuki ormandan iki tane odun çalanı bile en ağır şekilde cezalandıran bir hukuk sistemimiz var. Odun çalan ceza alırken hayatları çalanların cezasız kalması adalet mantığına uymaz.
Son günlerde ortaya çıkan emekli paşaların darbe planları ile iddialar, darbecilerden hesap sorulmadığı müddetçe darbe heveslilerinin her zaman olacağının en açık göstergesidir.
Günlüğü yalanlama çabaları gerçeği gizlemeye yöneliktir, gerçek olduğu kanaatindeyim. Zira günlük 1957 yılından başlıyor. Sahte bir günlükte bu kadar teferruat ve 50 yıllık bir mazi yer almaz.
Şemdinli olayları iddianamedeki malum kişi yüzünden gölgede kaldı. Savcı da hak etmediği bir şekilde cezalandırtıldı. Cezalandırıldı demiyorum, cezalandırtıldı.
Aslında iddianame tam yüz sayfalık titiz bir çalışma. Bu açıdan baktığınızda uzun ve titiz bir çalışma. Savcının tek hatası, tefrik kararında yazması gerekeni iddianamede yazmasıdır.
SACİT KAYASU KİMDİR?
1952 yılında Denizli'ye bağlı Sarayköy'de doğan Sacit Kayasu, ilk ve orta öğrenimini burada tamamladı. İstanbul Üniversitesi'nde gördüğü hukuk eğitiminin ardından 12 yıl avukatlık yapan Kayasu, avukatlığın ardından sırasıyla Çamlıhemşin, Oğuzeli, İğdır, Adıyaman, Ödemiş ve Adana'da 12 yıl savcılık yaptı. Adana savaşıyken Kenan Evren hakkında bir iddianame hazırladığı için meslekten ihraç edilen Sacit Kayasu, şu an Marmara Üniversitesi'nde yüksek lisans yapıyor.
KENAN Evren hakkında iddianame hazırlaması sürecini anlattığı üç ciltlik kitabının birinci cildi mayıs ayının başlarında çıkacak. Sacit Kayasu, evli ve 3 çocuk babası.
Biz 60'tan itibaren darbecileri yargılasaydık 80 olmazdı. En yakın örnek Yunanistan. Darbeden sonra darbeciler çok kısa bir süre sonra kendilerini cezaevinde buldu. Şu anda sanırım 33 yıl oldu hâlâ cezaevindeler
SINAN K. BILGENOGLU
2000'den beri başınıza gelenleri kitaplaştırmasınız. Kitap ne zaman okuyucuyla buluşacak?
Kitabın birinci cildi, Çiviyazıları'ndan 'Günaydın Savcı Bey" ismiyle bir ay içerisinde çıkacak. 'Koruyorlar Netekim' ve 'Savcısını Yiyen Yargı' serinin diğer iki kitabı olacak. İkinci kitap yazıldı, üçüncüsü de yazım aşamasında.
» Kitaplarda neler anlatılıyor?
Birinci cildinde iddianame tanzimine kadar olan olayları ele aldım. Nasıl karar verdiğimi, nasıl hazırladığımı kısmen 12 Eylül'ü anlatarak başladım. Okuyucuyu sıkmasın diye elimden geldiğince hukuki terimlere boğmadan, sadece okur-yazar olan insanların bile anlayabileceği bir dilde hazırladım. İkinci ciltte ise iddianame tanziminden altı ay sonrasına kadar olan bölümü anlattım. Çünkü o altı aylık süre benim açımdan bir geçiş süreci oldu. Son cilt, hakkımda açılan davaların mahkûmiyetle neticelenmesi, meslekten ihraç edilmem, netice itibariyle devletin savcısını yemesini anlattım. Üçüncü kitabın başlığı Adnan Ekinci'ye aittir. Kitap başlıklarını mümkün olduğunca basının benim hakkımdaki olaylara uygun gördüğü başlıkları kullandım. Bir yerde basının bana verdiği desteğe teşekkür etmek istedim.
Kitapları yazmaya neden ihtiyaç duydunuz?
Yaşadığım olayların bilinmesinde fayda olduğunu düşündüm. Ancak kitabı yazarken kendi duygularımdan ziyade olayları ön plana çıkardım. Ümitsizliklerimi, hayal kırıklıklarımı veya kızgınlıklarımı kitaba yansıtmadım. İnsan olarak bütün bu duyguları hissedersiniz ama bunlar romanlarda söz konusu olmalıdır. Böylesine önemli bir davada ise sadece olayları vermeye çalıştım. Ayrıca çeşitli kesimlerden anılarımı yazmam yönünde talepler geliyordu. Bir yerde onların isteğini de karşılamış oldum.
» Mesela, bir yazarın romanındaki bir karakter komünist propaganda yapıyor. Kitabın yazarı komünist propaganda yapmaktan hapse giriyor. O zaman polisiye romanları yazanlar da kitaptaki karakter cinayet işlediği için, cinayetten hapse mi girmeli?
İşte Elif Şafak'ın başına gelen bu. Halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmekten yargılandı. Neyse ki beraat etti, ama arkasında bir kamuoyu olmasaydı, Elif Şafak, Elif Şafak olmasaydı belki de ceza alırdı. Burada çifte standart var. Düne kadar solcuya düşman gözüyle bakarlardı. Şimdilerde İslamcılara düşman gözüyle bakıyorlar. Bizde hukuk tahterevalli. Bir dönem sol mahkûmiyet alıyor, bir dönem sağ. Eğer bir şey suçsa her dönemde suçtur. Türkiye'de hukuk mantığı ile bağdaşmayan çok şey var. Birisinin işine geldiği gibi çalışıyor.
Kenan Evren'in sözlerinden dolayı soruşturma açan savcılar var. Onlara da soruşturma açılır mı?
Sanmıyorum. Çünkü başsavcının talimatı var. Başsavcı bir yerde bakanlığı temsil ediyor.
Peki Şemdinli iddianamesini hazırlayan savcının başına gelenleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
Şemdinli olayları iddianamedeki malum kişi yüzünden gölgede kaldı. Savcı da hak etmediği bir şekilde cezalandırtıldı. Cezalandırıldı demiyorum, cezalan-dırtıldı. Aradaki farkı anlıyorsunuzdur herhalde. Aslında iddianame tam yüz sayfalık titiz bir çalışma. Benim iddianamem sadece beş sayfaydı. Bu açıdan baktığınızda uzun ve titiz bir çalışma. Savcının tek hatası, tefrik kararında yazması gerekeni iddianamede yazmasıdır. Bunu yapmasaydı nasıl ceza vereceklerdi doğrusu ben de merak ediyorum. Mutlaka bir bahane bulunurdu da, o bahane ne olurdu onu merak ediyorum.
Evren'in dokunulmazlığının sınırları nedir?
Kenan Evren her şekilde yargılanabilir. Hiç bir şekilde dokunulmazlığı yok. Sade vatandaştır, ama bazı suçlar bazı insanların konumları itibariyle daha hoşgörülü karşılanabilir. Savcılık safhasında değil, mahkeme safhasında. Suçlu bulunsa bile suçu ertelenebilir.
Peki Evren'in yaptığı darbeden dolayı yargılan-mamasının, darbecileri veya bu fikri aklından geçirenleri cesaretlendirici edcisi olabilir mi? Son çıkan darbe girişimi haberleri ile ilgili yorumlarınız.
Biz 60'tan itibaren darbecileri yargılasaydık 80 olmazdı. Çünkü zaten 6o'ı yargılamışsınız ne 71, ne 80 olabilir, göze alamazlardı. En yakın örnek Yunanistan. Darbeden sonra darbeciler çok kısa bir süre sonra kendilerini cezaevinde buldular. Şu anda sanırım 33 yıl oldu hâlâ cezaevindeler.
Son darbe söylentisi, darbecilerden hesap sorulmadığı müddetçe darbe heveslilerinin her zaman olacağının en açık göstergesidir. Sonradan bu günlüğü yalanlama çabaları sadece gerçeği gizlemeye yöneliktir. Ben şahsen bugünlüğün gerçek olduğu kanaatindeyim, zira günlük 1957 yılından başlayıp devam ediyor. Sahte bir günlükte bu kadar teferruat ve 50 yıllık bir mazi yer almaz. Belki üç beş yıllık bir dilimi kapsar. Adam kalkacak sahte günlük hazırlıyorum diye günlük sahibinden başka kimsenin bilmediği zaman dilimlerini ve kişileri yaza-cak,bana biraz hayali geliyor. Bunun yerine günlüğü doğru kabul etmek daha gerçekçi.
» 2000 yılına dönersek başınıza gelenlerden çıkarttığınız sonuç nedir? Bir savcı arkadaşınız bize gelse ve Kenan Evren'e hakkında iddianame düzenlemek istediğini söylese ona ne tavsiyelerde bulunursunuz?
Aynı koşullarda olsak, bana gelse her şeyden önce yapması gerektiğini, ama yaparsa başına istenmedik şeylerin gelebileceğini anlatırım. Bu hukuk dışıdır. Orada savcı hata yapmıştır. Usul hataları yapmıştır falan bunlar ayrı mesele. Öbür taraftan yine savcıya yapılan hukuk dışı bir muamele vardır; çok ağır biçimde cezalandırılmıştır. Bütün bunları hatırlatırdım.
Bir hukuksuzlukla karşı karşıya olduğunuzu söylüyorsunuz. Peki mesleğe geri dönebilmek için hukuki bir yol aradınız mı?
Türkiye'de bu mümkün değil. Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu'nun (HSKY) kararlarına karşı hiç bir yargı mercisine gidemiyorsunuz. AİHM'e gittim, 'Bu tür davaları görmüyoruz' diye şimdilik reddetti. Şimdilik diyorum, çünkü başka bir başvurumu kabul etti. AÎHM ilk defa HSYK'ye karşı bir davayı kabul etti. Bu büyük bir adım. eğer beni haklı bulursa çok güzel olacak. En azından hakimler ve savcılar için kısmen bir çıkar yol olacak.
Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde yüksek lisansa başlamışsınız. Tez konunuzu seçtiniz mi?
Tezimi bu ay seçeceğim. Büyük bir ihtimalle ya 1982 Anayasası'nın geçici 15. maddesi ya da hâkim ve savcıların ifade hürriyeti konusunda yapacağım. İkisi de beni ve meslektaşlarımı yakından ilgilendiren konular. Zannedersem ikinci konu daha ağır basıyor.
» Geçiminizi sağlayabiliyor musunuz?
Parasızlık herkesin derdi. Çok şükür geçiniyorum. Neyse ki o zamanlar emeklilik hakkımı elde etmiştim. Benden çok daha kötü durumda olanlar var. Başka bir savcı vardı ihraç edilmiş. Çocuk 850 liraya iş bulmuş, çoluk çocuk falan geçinemiyorlar. Bu çocuk savcı olarak doktorasını yapmış. Toplasan Türkiye'de 10 kişiyi geçmez. Meslekten ihraç edilme sebebi de eşinin türbanlı olması. Farz edelim ki kendisi irticai düşünceler taşısın kafasında veya komünist faaliyetler taşısın. E sen şimdi kafasındaki düşüncelerden ötürü adamı asacak mısın? Eğer mesleğine yansıtmıyorsa sanane solcu, sağcı. Bu adam insan değil mi. İllaki bir düşüncesi olacak. Bunu anlamak mümkün değil. Türkiye bir acayip memleket.
Türkiye'de fikirler yasak darbeler serbest
Kenan Evren'in yargılanmasının önündeki engel, Türkiye demokrasisinin gerçek yüzüdür diyebilir miyiz?
Yargılanmaması demokrasiyle ilgili olan bir şey değil. Aslında bu son beyanından dolayı yargılanmaması lazım, çünkü orada bir fikir beyanı var. Fikir beyanında bulunan kişinin onu fiilen gerçekleştirecek bir durumu yok ise ne olabilir ki.
DEMOKRASİ TAHAMMÜL REJİMİDİR
Türkiye de yanlış olan bu; fikirler yasak, darbeler serbest. Demokrasi her şeyden önce tahammül rejimidir, hoşgörü değil, tahammül. Adam öldürmek TCK'da suç. Mesela ben desem ki "Adam öldürmek suç olmamalı". Ben şimdi bunu söyleyerek adam öldürmüş mü oluyorum.
SİYASETTE BOŞLUK YARATILDI
12 Eylül Türkiye demokrasisine de ekonomisine de çok büyük zararlar vermiştir. Öncelikle siyasette derin bir boşluk yaratmıştır. Deneyimli ve nitelikli politikacılar devre dışı bırakılınca meydan acemilere veya kalitesi denenmemişlere kaldı. Bu da tabii siyasette bocalama ve hatalar yarattı.
YAPANIN YANINA KÂR KALIYOR
Darbe ile indirilir ve hapsedilirim korkusu ile pek çok kaliteli insan siyasetten uzak durdu. Bundan da önemlisi, darbeden sonra pek çok insan hakkı ihlalleri yaşandı ve bunların hesabı sorulamadı. Yani yapanın yanına kâr kaldı. Halbuki ormandan iki tane odun çalanı bile en ağır şekilde cezalandıran bir hukuk sistemimiz var. Odun çalan ceza alırken hayatları çalanların cezasız kalması adalet mantığına uymaz.
Son günlerde ortaya çıkan emekli paşaların darbe planları ile iddialar, darbecilerden hesap sorulmadığı müddetçe darbe heveslilerinin her zaman olacağının en açık göstergesidir.
Günlüğü yalanlama çabaları gerçeği gizlemeye yöneliktir, gerçek olduğu kanaatindeyim. Zira günlük 1957 yılından başlıyor. Sahte bir günlükte bu kadar teferruat ve 50 yıllık bir mazi yer almaz.
Şemdinli olayları iddianamedeki malum kişi yüzünden gölgede kaldı. Savcı da hak etmediği bir şekilde cezalandırtıldı. Cezalandırıldı demiyorum, cezalandırtıldı.
Aslında iddianame tam yüz sayfalık titiz bir çalışma. Bu açıdan baktığınızda uzun ve titiz bir çalışma. Savcının tek hatası, tefrik kararında yazması gerekeni iddianamede yazmasıdır.
SACİT KAYASU KİMDİR?
1952 yılında Denizli'ye bağlı Sarayköy'de doğan Sacit Kayasu, ilk ve orta öğrenimini burada tamamladı. İstanbul Üniversitesi'nde gördüğü hukuk eğitiminin ardından 12 yıl avukatlık yapan Kayasu, avukatlığın ardından sırasıyla Çamlıhemşin, Oğuzeli, İğdır, Adıyaman, Ödemiş ve Adana'da 12 yıl savcılık yaptı. Adana savaşıyken Kenan Evren hakkında bir iddianame hazırladığı için meslekten ihraç edilen Sacit Kayasu, şu an Marmara Üniversitesi'nde yüksek lisans yapıyor.
KENAN Evren hakkında iddianame hazırlaması sürecini anlattığı üç ciltlik kitabının birinci cildi mayıs ayının başlarında çıkacak. Sacit Kayasu, evli ve 3 çocuk babası.