PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Kısa bir haber .....


nazmi
11-02-08, 12:03 PM
“… aklınıza gelebilecek her türlü kötülük başınıza gelebilir, çok acı çekebilirsiniz, hatta kelime anlamıyla yok edilebilirsiniz. Ama başka yol yok, ya düşleri tercih ederek direneceksiniz yada her şeyi olduğu gibi kabul edip, cenderenin bir dişlisi olarak itaat edeceksiniz…” -Mehmed Uzun-

Paylaşmak istediğim o kadar çok şey var ki… Güzelliklerden konuşalım istiyorum, sevgiden, dostluktan, ümitli düşlerden, direnmelerden… Olmuyor. Yeni yıla yeni umutlarla girdi çoğumuz. Savaşların, açlığın, insan göçünün, yoksulluğun, her anlamdaki zulmün, yeni yıla taşınmamasını, bir önceki yılla birlikte geçmiş dönemlere ait olarak kalmasını umut ettik. Tek bir insanın canı yanmasın istemiştik, olmadı.

Kısa bir haber geçmişti ajanslar; cinsel ilişkiyi reddettiği için bir kadın, kocası tarafından tabancayla vurularak öldürüldü. Bir kadın, tecavüze direndi ve öldürüldü. Haber spikerinin titremiyordu sesi, dehşete kapılmış bir ifadeyi boşuna aradım yüzünde. Sıradaki haberdi, o kadar, sonraki haberle unutulacak olan. Toplumda infial yaratmıyor kadına yönelen bunca vahşet. Kadınlarımızın yaşam hakkına sahip çıkıyoruz, diyerek ayaklanmıyor kitleler. Ertesi sabah, hiçbir şey olmamış gibi düşüyor yollara milyonlar. Unutuluyor. Öncesinde, dövülen, tecavüze uğrayan, öldürülen kadınların unutulmasına benziyor. Sonrasında da yaşanması ve unutulması gibi. Unutuldu…

Kadın olmak, diye düşünürüm bazen, kadın olmak her yerde zordur. Taşrada kadın olmak, iki, üç kat daha zordur.


Ben acıya inanırım. Acının insanı zenginleştirici gücüne. Acıyı taşımayı ve üstesinden gelebilmeyi bilenin daha yaratıcı ve üretken olduğuna… Umudum kırılmadı bu yüzden. Kişisel trajedisini isyana dönüştürebilme gücüne sahiptir, her acıya katlanan. Başka yolumuz yok çünkü, ya düşleri tercih ederek direneceğiz yada her şeyi olduğu gibi kabul edip, itaat edeceğiz.

zeyfehüseyin
11-02-08, 01:19 PM
"
.........
Kısa bir haber geçmişti ajanslar; cinsel ilişkiyi reddettiği için bir kadın, kocası tarafından tabancayla vurularak öldürüldü. Bir kadın, tecavüze direndi ve öldürüldü. Haber spikerinin titremiyordu sesi, dehşete kapılmış bir ifadeyi boşuna aradım yüzünde. Sıradaki haberdi, o kadar, sonraki haberle unutulacak olan. Toplumda infial yaratmıyor kadına yönelen bunca vahşet." Kadınlarımızın yaşam hakkına sahip çıkıyoruz" diyerek ayaklanmıyor kitleler. Ertesi sabah, hiçbir şey olmamış gibi düşüyor yollara milyonlar. Unutuluyor. Öncesinde, dövülen, tecavüze uğrayan, öldürülen kadınların unutulmasına benziyor. Sonrasında da yaşanması ve unutulması gibi. Unutuldu…

Kadın olmak, diye düşünürüm bazen, kadın olmak her yerde zordur. Taşrada kadın olmak, iki, üç kat daha zordur.


Ben acıya inanırım. Acının insanı zenginleştirici gücüne. Acıyı taşımayı ve üstesinden gelebilmeyi bilenin daha yaratıcı ve üretken olduğuna… Umudum kırılmadı bu yüzden. Kişisel trajedisini isyana dönüştürebilme gücüne sahiptir, her acıya katlanan. Başka yolumuz yok çünkü, ya düşleri tercih ederek direneceğiz yada her şeyi olduğu gibi kabul edip, itaat edeceğiz."

Verilen mesaj çok net. Bunlarla ilgili basına yansımayan ve haber konusu edilmeyen o kadar çok konu varki... Basit ve sıradaki bir haber(!) Bir sonraki haberle unutulacak kadar basit...
Paylaşımın için teşekkürler. Bu konuda duyarsızlığımız had safhada! "Onların Yaşam Hakkı bu şekilde gaspedilmemeli". Yaşları henüz 12-13, 20-25..yaşı ne olursa olsun. Dedeleri yaşında birilerine başlık parasıyla
veriliyorsa...kuma olarak. Söylenecek başka sözümüz var mı?!...

mistral
11-02-08, 05:50 PM
Gittikçe duyarsız bir toplum oluyoruz. Artık bizim için herşey olağan.
Kadın olmak zor evet her toplumda her yerde. Ama kadın olmayı zorlaştıran eğer erkeklerse benim takıldığım nokta o erkekleri bir kadın, yani ana yetiştirmiyor mu? Neden anneler erkek çocuklarını yetiştirirken bu yönde doğru bir eğitim vermiyorlar. Kadınlara yönelik her türlü sorunun çözümünü erkeklerden bekliyoruz, ya da sorunun kaynağını onlar olarak görüyoruz. Biz üstümüze düşeni yapıyor muyuz?

Belki aşağıda yazacağım örnek, bu konuyla çok alakalı gibi değil ama bu örneği genelleştirdiğimizde sanırım anlatmak istediğim anlaşılacaktır.

Doğan Cüceloğlu'na Amerika'da bir prof; Amerika'da yaşayan tanıdığı bir Türk aile olduğunu bu ailenin severk evlendiklerini, başta çok uyumlu olduklarını ama sonradan ailelerin araya girmesiyle gittikçe sorunlar yaşanmaya başladığını ve çiftin şimdi şiddetli geçimsizlikten dolayı ayrılmak üzere olduğunu anlatır ve ailenin bu kadar uzaktayken nasıl olupta bu ilişkiyi bu denli etkileyebildiklerini anlayamadığını söyler.
Doğan Cüceloğlu başından geçen bir olayı anlatır; 11 yaşındaki yeğenini parka götürmek istemiştir. Yengesi oğlunu bir güzel giydirmiş, saçını taramış, ayakkabılarını giydirirken " ah ah demiş ben böyle bakayım, besleyip, büyüteyim yarın elin kızı gelsin beni anında unutur." çocuk " hayır unutmam" der anne " unutursun unutursun elin kızı unutturur." şeklinde ısrarla manalı bir şekilde devam eder. Çocuk " hayır unutmam, unutmayacağım" diye ağlamaya başlar.
Bunu duyan Amerikalı profesör " Bu şekilde bir eğitimden geçen insanlar değil Amerikaya uzaya bile gitse ailenin etkisinden kurtulamaz" der

Evde, okulda, heryerde doğru bir eğitimle ancak bu tür sorunların önüne geçebileceğimizi düşünüyorum.

paylaşımlar için teşekkür ediyorum