Admin
04-02-08, 11:30 AM
NAZIM HİKMET 106 YAŞINDA...
Nazım Hikmet, “Güzel Yüzlü Şair”, bundan 106 yıl önce, 15 Ocak 1902’de Selanik’te doğdu; 3 Haziran 1963’te yurdundan uzakta, Moskova’da, yaşama veda etti. Türk edebiyatında serbest nazımın ilk uygulayıcısı ve çağdaş Türk şiirinin öncüsü olan ozanımız Uluslararası bir üne ulaşmış, adı 20. yüzyıl’ın ilk yarısında yaşamış olan dünyanın en büyük ozanları arasında anılmış ve kendisinden sonra gelen tüm sanatçıları etkilemiştir.
Nazım Hikmet, Anadolu halkının bağrından çıkan aşıklarla özdeşleştirdiği Ferhat’a şunları söyletir: “Sen yakından da uzaktan da, her zaman, her mekanda, konuştuğun dil gibi, Türkçe gibi güzelsin Şirin.” Ferhat’ın Şirin’e tutkusu Nazım’ın Anadolu halkına ve Türkçeye duyduğu sevgiye eştir. Nazım, Aşk ve özlem şiirlerinin, hapishane şiirlerinin en güzellerini yazdı. Memleketimden İnsan Manzaraları’nda insanı anlama ustası olduğunu kanıtladı. Eserleri birçok yabancı dile çevrilmiştir. Mezarı halen Moskova’da bulunmaktadır. Nâzım Hikmet doğumunun 106’ncı yılında Konak Belediyesi tarafından düzenlenen etkinliklerde İzmirli edebiyatçılar heykelinin önünde buluşmuş ve Moskova’dan Nâzım Hikmet’in mezarından alınan toprağı heykelin bulunduğu alana bırakmışlardır. Türkiye’deki yaşamının çoğunu hapiste geçirmiş daha sonra Moskova’ya gitmiş ve Türk vatandaşlığından çıkarılmıştır. 1938’de şairin cezaevine girmesiyle yasaklanıp ortadan kaldırılmış olan Nâzım Hikmet şiiri, Türkiye’de ancak ölümünden iki yıl sonra 1965’te yeniden ortaya çıkmıştır. İlk şiirlerini hece vezni ile yazmaya başlamasına rağmen içerik bakımından diğer hececilerden uzaktı. Sonraları, hece vezninden ayrılarak serbest vezni benimsedi. Mayakovski ve gelecekçilik taraftarı genç Sovyet şairlerinden esinlendi. Şiirlerinden bir çoğu Zülfü Livaneli tarafından bestelendi. Ünol Büyükgönenç tarafından özgün bir şekilde yorumlanmış olan küçük bir kısmı ise 1979’da “Güzel Günler Göreceğiz” ismiyle kaset olarak çıktı. Bir kaç şiiri ise Yunanlı besteci Manos Loïzos tarafından bestelendi. 25 Temmuz 1951 tarihinde Bakanlar Kurulu tarafından Türk vatandaşlığından çıkarılmasına karar verilmesinden sonra Sovyetler Birliği’nde, Moskova yakınlarındaki yazarlar köyünde ve daha sonra da, eşi Vera Tulyakova ile Moskova’da yaşadı. Memleket dışında geçirdiği yıllarda Bulgaristan, Macaristan, Fransa (Paris), Havana, Mısır gibi dünya memleketlerini dolaştı, buralarda konferanslar düzenledi, savaş ve emperyalizm karşıtı eylemlere katıldı. Nazım gurbette öldü. “Anadolu’da bir köy mezarlığına gömün beni/ ve de uyarına gelirse/ tepemde bir çınar olursa/ taş maş da istemez hani.. diyerek… Türk halkının Kurtuluş Savaşı’nı destanlaştırmış, yüreği yurt sevgisiyle çarpan büyük bir dünya şairinin kemiklerine Anadolu toprağını çok gören anlayışa ne demeli? “Ümitten korkuyorlar Robson/ Ümitten korkuyorlar, ümitten/ Korkuyorlar kartal kanatlı kanaryam/ Türkülerimizden korkuyorlar.” “Nazım Hikmet aydınlığı, aydınlatmaya devam ediyor hâlâ.
Edebiyatçılar Derneği Genel Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Karasu
Nazım Hikmet, “Güzel Yüzlü Şair”, bundan 106 yıl önce, 15 Ocak 1902’de Selanik’te doğdu; 3 Haziran 1963’te yurdundan uzakta, Moskova’da, yaşama veda etti. Türk edebiyatında serbest nazımın ilk uygulayıcısı ve çağdaş Türk şiirinin öncüsü olan ozanımız Uluslararası bir üne ulaşmış, adı 20. yüzyıl’ın ilk yarısında yaşamış olan dünyanın en büyük ozanları arasında anılmış ve kendisinden sonra gelen tüm sanatçıları etkilemiştir.
Nazım Hikmet, Anadolu halkının bağrından çıkan aşıklarla özdeşleştirdiği Ferhat’a şunları söyletir: “Sen yakından da uzaktan da, her zaman, her mekanda, konuştuğun dil gibi, Türkçe gibi güzelsin Şirin.” Ferhat’ın Şirin’e tutkusu Nazım’ın Anadolu halkına ve Türkçeye duyduğu sevgiye eştir. Nazım, Aşk ve özlem şiirlerinin, hapishane şiirlerinin en güzellerini yazdı. Memleketimden İnsan Manzaraları’nda insanı anlama ustası olduğunu kanıtladı. Eserleri birçok yabancı dile çevrilmiştir. Mezarı halen Moskova’da bulunmaktadır. Nâzım Hikmet doğumunun 106’ncı yılında Konak Belediyesi tarafından düzenlenen etkinliklerde İzmirli edebiyatçılar heykelinin önünde buluşmuş ve Moskova’dan Nâzım Hikmet’in mezarından alınan toprağı heykelin bulunduğu alana bırakmışlardır. Türkiye’deki yaşamının çoğunu hapiste geçirmiş daha sonra Moskova’ya gitmiş ve Türk vatandaşlığından çıkarılmıştır. 1938’de şairin cezaevine girmesiyle yasaklanıp ortadan kaldırılmış olan Nâzım Hikmet şiiri, Türkiye’de ancak ölümünden iki yıl sonra 1965’te yeniden ortaya çıkmıştır. İlk şiirlerini hece vezni ile yazmaya başlamasına rağmen içerik bakımından diğer hececilerden uzaktı. Sonraları, hece vezninden ayrılarak serbest vezni benimsedi. Mayakovski ve gelecekçilik taraftarı genç Sovyet şairlerinden esinlendi. Şiirlerinden bir çoğu Zülfü Livaneli tarafından bestelendi. Ünol Büyükgönenç tarafından özgün bir şekilde yorumlanmış olan küçük bir kısmı ise 1979’da “Güzel Günler Göreceğiz” ismiyle kaset olarak çıktı. Bir kaç şiiri ise Yunanlı besteci Manos Loïzos tarafından bestelendi. 25 Temmuz 1951 tarihinde Bakanlar Kurulu tarafından Türk vatandaşlığından çıkarılmasına karar verilmesinden sonra Sovyetler Birliği’nde, Moskova yakınlarındaki yazarlar köyünde ve daha sonra da, eşi Vera Tulyakova ile Moskova’da yaşadı. Memleket dışında geçirdiği yıllarda Bulgaristan, Macaristan, Fransa (Paris), Havana, Mısır gibi dünya memleketlerini dolaştı, buralarda konferanslar düzenledi, savaş ve emperyalizm karşıtı eylemlere katıldı. Nazım gurbette öldü. “Anadolu’da bir köy mezarlığına gömün beni/ ve de uyarına gelirse/ tepemde bir çınar olursa/ taş maş da istemez hani.. diyerek… Türk halkının Kurtuluş Savaşı’nı destanlaştırmış, yüreği yurt sevgisiyle çarpan büyük bir dünya şairinin kemiklerine Anadolu toprağını çok gören anlayışa ne demeli? “Ümitten korkuyorlar Robson/ Ümitten korkuyorlar, ümitten/ Korkuyorlar kartal kanatlı kanaryam/ Türkülerimizden korkuyorlar.” “Nazım Hikmet aydınlığı, aydınlatmaya devam ediyor hâlâ.
Edebiyatçılar Derneği Genel Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Karasu